15 Temmuz 2009 Çarşamba

KUCUK ADAM'IN ODASI


Kiralik evde oturuyor olmanin zorluklari var, hele bizim gibi ne zaman nerede olacagi belli olmayan insanlarsaniz o zorluklar artiyor. Amerika'ya doneli bir bucuk seneyi gecti ve inanilmaz bir sekilde hala ayni evde yasiyoruz, tasinmadik. Henuz tasinmayi da dusunmuyoruz.

Ben hic bir zaman beyaz ya da bej renkli duvarlarla cevrili evde rahat edememisimdir. Tasinacagim her evi daha tasinmadan duzenler, yerlestirir, cogunlukla da duvarlarini sevdigim renklere boyar oyle tasinirim.

Fakat bu tasinmamiz 3 aylik bir bebekle, Londra'dan olunca digerlerinden farkli oldu. Duvarlar yeni boyanmis, ev olabildigince piril piril teslim edilmisti bize, ben de hic bir seye dokunmadim. Aylar gecti bugun yarin is bulacagim diye bekledim, dogru durust esya da almadik, alamadik.

6-7 ay once buyuk bir istek ve sevkle basladigim oglanin odasini susleme projem de yukarida soz ettigim nedenlerle rafa kalkmis beklemekteydi aylardir. Ne sevkim ne de enerjim kalmisti acikcasi tekrar ele almaya.

Ama bazen aci olaylar insanda olumlu tepkiler yaratiyor. Bu gectigimiz hafta kendimle ne yapacagimi, duygularimla nasil basa cikacagimi pek bilemedim. Cok uzgun, yorgun ya da kizgin oldugum zamanlarda beynim benimle alayci bir oyun oynar ve bir anda delirmeme neden olur bazen. Iste o delilik bir anda herseyi bosverip oglanin odasinda biraz oynamama neden oldu bir kac gun once.

Acikcasi yeni bir sey yapmadim, aylarca once baslayip da bitirmeden kaldirdigim seyleri astim sadece. Hala duvarlar renge ihtiyacla bagirmakta, ama oglanin yeni boyanmis bir odada uyumasini istemedigimden ancak bir yerlere gidecegimiz bir zaman oncesi olabilecek boya isi.

Bir de yerdeki igrenc koyu yesil haliyi degistirebilsem bu kucucuk, eski utu odasi belki az biraz da olsa bir cocuk odasina benzeyebilecek.






Resimlerin kotulugunun kusuruna bakmayin, esimin bilgisayarini kullaniyorum ve ne yazik ki O'nun photoshop programi yok.

Hani bazi reklamlarda burada gorduklerinizi evde denemeyin der ya, benim ki de biraz oyle. Duvardaki agac Ikea battaniyeden kesilip zimbalanmistir, siz en iyisi evde tekrarini yapmayin.

14 Temmuz 2009 Salı

O KUCUCUK BEYINLER

Iki yasina iki kala bir cocugun tam olarak anlayamadigi olume karsi verdigi tepkiler O'nunla yasadigimiz her tecrube kadar ilginc.

Oglum'a kedimizin oldugunu soylemedim. Daha once hic olumden bahsetmemistik, bu kavrami nasil aciklayacagimi bilemedim, ayrica (belki yanlis bir karardi, fakat) henuz tam olarak anlayamayacagi bir sey uzerinde ne kadar ve nasil konusacagimi da bilemedigimden olum kelimesini agzima dahi almadim.

Kedimizi uyutmaya karar verdigimiz gunun sabahi O, babasinin evde olmasindan dolayi hem saskin hem de cok mutlu uyandi. Kahvalti ve televizyon rutunimizden sonra o gun (haftada bir, bir kac saatligine gittigi) bakiciya gidecegi mujdesini verdim, daha da mutlu oldu. Gitmeden once kedimize hoscakal demesini, opmesini bir daha gormeyecegini soyledim. O da optu Urchin'i ve her zaman evden cikarken yaptigi gibi koca bir sesle BYE deyip el salladi.

Bakiciyi paylastigimiz ev, bizim bir sokak otemiz, yururken yine bundan sonra Urchin'in olmayacagini anlatmaya calistim, ama O, baska seylerle mesguldu bile.

O aksam biz gec donduk, yemegi de disarida yedik; pek bir sey fark etmedi. Haftalardir bir hayalet gibi saklanan kedimizin varligi ile yoklugu neredeyse birdi zaten.

Ertesi gun bir kac kere sordu. Herseye inanilmaz olcude takilan, inatci oglum her sorusunda aldigi "Urchin gitti oglum, artik gelmeyecek." cevabi ile yetindi. Ama sormaktan vazgecmedi. O aksam babasina donup gayet net bir sekilde "Where is Urchin?" diye sordu. Simdi arada kedinin herhangi bir esyasini gorurse, ki cogunlugu temizlenip kalkti, "Urchin" diyor sadece. Bir soru degil bu, sadece hatirlama, hatirlatma.

Isin komik (aci) yani ismini dogru durust soylemeyi daha henuz ogrenmisti.

Bir haftadir tantrum'larimiz artti, babasi seyahete gittiginde de boyle oluyor, ozlemle nasil basa cikacagini bilemediginden.

Biliyorum ki unutacak; buyuk ihtimalle Urchin, O'nun icin sadece bizim anlattigimiz anilardan ibaret kalacak, ama hayatinin ilk iki senesini bu herkesi korkutan fakat kocaman kalbi olan bir kedi ile yasamis oldugunu bilmek beni mutlu ediyor.

Kedim, Urchin'im ben hamile kaldigimda anlamisti bir degisiklik oldugunu, hayatimizin bir daha tam olarak ayni olmayacagini. Hatta belki komik gelecek size ama, onu bir cok kere karnima kotu kotu, dikkatli dikkatli bakarken yakalamistim. Dogumdan sonra da cok degismisti kedim; sessizlesmis daha bir uysallasmisti. Simdi oglum, hayatimizda bir degisiklik oldugunun farkinda. Ne kadar tam olarak kelimelere dokmemis olsak da O'nun bir sekilde anladigini, bildigini hissediyorum.

Artik hayatimi uc degil iki Basak erkegi ile paylasiyorum ve her ikisine de cok uzun ve saglikli omurler diliyorum.

08 Temmuz 2009 Çarşamba




Artik bu zeytin agacinin yakininda, baska bir buyuk agacin golgesinde, sevecegini dusundugumuz bir yerde yatiyorsun. Bize verdigin butun sevgiye ve mutlu 12 yila tesekkurler minik bebegim. Evdeki perdeleri, esyalari kim tirtiklayacak simdi bilemiyorum ama izin, sevgimiz hep kalbimizde kalacak. Rahat uyu Urchin.

03 Temmuz 2009 Cuma

BEN YAPTIM

Son yazdiklarim hep uzucu haberlerdi bizim evden, sayfanin biraz havasini degistireyim hem de son yaptiklarimin biraz tanitimini yapayim dedim.



Evde oturmakla olmuyor, buyuk islere de malum nedenlerden oturu kalkisamiyorum, ben de biraz kolye yapayim dedim. Yapiyorum, bir de utanmadan satisa cikardim. Bunun devami baska seyler olacak da, onlar biraz daha ugrasmali, uzunca isler, ama olacak, artik basladim, beni durdurmayin.

Bir de yuzumun akiyla su ic mimari derslerine devam edebilirsem iyi olacak.

29 Haziran 2009 Pazartesi

Tuylu'den haberler


Tahmin edeceginiz gibi karar verebilmemiz cok ama cok zor oldu. Neredeyse bir hafta boyunca ikilem arasinda gittik geldik, once tamam O'na bir sans vermeliyiz, ameliyat olsun en azindan dedik. Kredi kartlarimizin durumuna baktik, ameliyati karsilayabilecek ama sonrasinin soru isareti olacagi durumumuzu bir daha kesinlestirmis olduk. Olsun, borc alir yaptiririz dedik. Ameliyat gununu aldik persembeye. Carsamba gunu aradilar, ameliyati yapacak veterinerin daha once hic boyle bir ameliyat yapmadigi ortaya cikti. Sekreter kiz (sagolsun) hastanede calisan butun veterinerleri tek tek aradi, sonunda pazartesi gunleri ameliyat yapan veterinerin yeterli tecrubesi oldugunu ogrendik. Randevumuzu pazartesi gunune aldik.

Pazar gunune kadar ikilemlerim devam etti. Sizin yorumlariniz, baska arkadaslarin fikirleri, benim gidip gelmelerim, kucucuk kalmis tuylumun halleri. Ameliyatin iyilesme doneminin iki haftayi bulacagi soylendi, tabi bu iyi ihtimal, kolay degil belki bagirsaginin cok buyuk bir bolumu alinacak, verdigimiz antibiyotigin yardimi ile yeni yeni yemege basladigi yemekleri alinmis bagirsagi ile yiyebilecek mi diye dusunduk.

Uzun lafin kisasi, dun, son anda ameliyattan vazgectik. Umarim herkes icin en dogru karari vermisizdir. O'nun kalan (artik ne kadarsa) bir kac hafta ya da ayinda aci cekmesini istemedim/yorum. Buyuk ihtimal butun vucuduna yayilmissa bu kanser, veterinerin tahmin ettigi gibi o ameliyat masasindan kalkamama ihtimali de vardi.

Simdi ilk iki hafta boyunca gunde iki hap, sonra da gunde bir olmak uzere bugunden itibaren almaya baslayacagi bir ilaci var; prednisone. Bu ilac O'nu iyilestirmeyecek, ama biraz yardimci olacak, istahini acip biraz enerji verecek.

Evet, olum fermanini vermisim gibi hissediyorum biraz, ama ayni zamanda dogru karari verdigimi umuyorum. Eger gercekten sadece bir kac haftasi kaldiysa korkular icinde, agrilar, acilarla gecmesin.

Butun yorumlariniz ve gosterdiginiz sevgiye cok ama cok tesekkur ederim.

Bu sabah yemek isteyen, yatagimin ucunu hafiften tirmalayan bir kedi ile uyandim, haftalardir zorla yemek yedirmeye calistigimiz bir kediden sonra cok iyi geldi bu. Dun istahla mangalda pisirdigimiz Alabalik'tan otlandi. Simdi yemek masasinin altinda bir sandalye uzerinde huzurla oturan bir kedim var, ameliyat masasi yerine.

23 Haziran 2009 Salı

URCHIN


O zamana kadar dogma, buyume Erenkoy kizi olan ben, nasil olup da gozum kara, aceleyle verilmis bir karara uyup Gultepe denen, etrafinda koca koca sicanlarin kosturdugu ilac fabrikalarinin yanindan dolanarak varilan bu gecekondu mahallesinde oturmaya razi olmustum, bilmem.

Bir haftada, guzel sanatlardan henuz mezun olmus, issiz bir kiz ve O'nun Amerika'dan 6 ay kadar once gelmis, yeni ise baslayacak olan erkek arkadasinin azicik parasi ile ancak bu uydurulmus, bulunmustu. O'nun yeni patronu bizi eve gotururken, ev cok guzel, hem de Levent'te demis, ben de bu paraya Levent'te ha diye sasirmis, inanamamistim. Levent, Gultepe cikti.

Tasindik. Yagmur yagdiginda evin onundeki merdivenler selaleye, evin ici de kucuk golcuklere donusuyordu, ama bu evde nasil yaptiysak 6 ay yasadik. Ta ki yastiklarimizin ici dahi rutubetle kuf dolana, ben, bronsitle iki kere ustuste savasmak zorunda kalana kadar gozumuzu yumduk, agzimizi acmadik, yasadik.

Iste biz bu evde yasarken girdi hayatimiza bu minicik, tuy yumagi sey; kedimiz, Urchin.


Ara ara buyuk alisverislerimiz icin gittigimiz bir Carrefour ziyaretinden koca sirt cantalarimiz aldigimiz yemeklerle dolu eve donerken, araba parkinin sonuna dogru, minicik, kisik bir ME duyduk. Aksam saat 9 ya da 10 gibiydi, o ME'yi gormek icin o koca cantadan beyaz peyniri bulup cikarip uzattim. Bir iki pisi cagirisi, elimde peynir, yanimizda beliren guvenlik gorevlisinin "Butun gundur burada, annesi falan yok." sozleri ile o cekingen, korkak kediyi bir anda tuttum yakaladim, soktum koynuma, getirdik eve.

Gozleri henuz maviydi ailemize katildiginda. Ama yemek yemesini, kendi kendine tuvalete gitmesini basardigina gore 4-6 haftalik bir seydi.

O aksam tabi eve cok gec dondugumuzden tasinmadan kalan kutulardan birinin icine yerlestirdik onu uyusun diye. Kutunun yarisina da gazete kagitlari koydum cisini yaparsa diye. Ne kutuda durdu, ne de cisini yapti o aksam. Gecenin bir yarisinda korkuyla aglamaya basladiginda, kutudan cikmis kahve masasinin duvara en yakin kosesine sinmis korkulu koca gozlerle bana bakiyordu.


Iste bu minik kedi neredeyse 12 senedir her gittigimiz yere geldi, uc ulke, uc kita gordu, bu kisacik hayatinda bizimle beraber tam 10 ev degistirdi, kamp yapti, ormanlarda yurudu, bir yavru kedi yetistirdi, uc koca kedi ile ev paylasmak zorunda kaldi. Nereye gittiyse aninda oranin lideri oldu. Evin icinden disarida yuruyen kedileri kovdu, korkuttu, kacirdi. Bir kardes edindi, O'nun herseyine saygili oldu, hic dokunmadi, her yaptigina boyun egdi, cok sevdi.


Dun, ultrasona gittik, Sonuclar kotu. Bagirsaklarinin duvarlari kaplanmis, kalin bir kutleye donusmus, cok buyuk bir ihtimalle kanser. Onumuzdeki secenekler de hic ic acici degil. Herhangi bir mudahaleye girmeden ilac verilirse en fazla bir ay, mudahale edilir, kutle alinabilir, ilac tedavisi gorurse en fazla 10 ay, kemoterapiye gidersek en fazla 1.5-2 yil.
Ameliyat 1600 ile 2000 dolar arasi, Kemoterapi 5 ile 10 bin arasi olur dedi veteriner. Ne yazik ki bizim bunu yapabilme gucumuz yok, ameliyat bile cok zor su durumumuzda.


Urchin, benim ilk bebegim. Ilk kedim, canim, senelerce koynumda benimle uyuyan minigim, kacis yok biliyorum ama cok zor seni birakmak, gitmene izin vermek.

Daha onunde uzun seneler var derken, oglanin okula gidisini gorecekken, neden boyle oyun bozanlik yapmaya karar verdin simdi?

22 Haziran 2009 Pazartesi

KALBIM SIKISIYOR

Kedimizin rahatsizligini daha once de yazmistim. Buna cok benzer bir sorun bundan seneler once de basimiza gelmis, veterinere 800 dolar verdigimiz gunun ertesi koca bir tuy yumagi cikarmis ve rahatlamisti. Yine ona benzer bir durum diye dusundum ben. Tam gecti, iyilesti, tekrar yemek yiyor derken son bir kac gundur yine kotulesti.

Bundan bir ay kadar once gittigimizde yapilan kan tahlillerinin temiz ciktigini soylemislerdi, fakat bana soylemeyi unuttuklari bir sey dun tekrar gidince ortaya cikti ki; beyaz kan hucrelerinin sayisi normal degilmis, yani bir hastaligi oldugu belliymis. Tabi baska bir sey cikmayinca bu hastaligin ne oldugunu hala bilemiyoruz.

Dun rontgenleri cekildi. Onlarda da gorunen herhangi bir sey yok. Biraz gaz var her bir yerinde ama bu da cok kustugundan olabilirmis. Bu aksam ultrasona gidiyoruz.

Butun bunlari yazmamin bir sebebi de sizlerle benim de yeni ogrenmeye basladigim bir takim gercekleri paylasmak.

9 ile 13 yas arasi, ozellikle erkek kedilerde cok sIk gorunen bir kanser cinsi, bagirsak kanseri. Teshisi cok zor, cunku her zaman diger kanserler gibi bir kutle yaratmayabiliyor ve diger bagirsak rahatsizliklarina benzeyebiliyormus. En kotu durum da zaten bu, bagirsak ic duvarlarini kapliyormus yavas yavas, oyle ki gaz doluyor ve ne yemek yiyebiliyor ne tam olarak disari cikabiliyormus.

Rahatsizliklari; bol kusma, ishal, istah kesilmesi, bazen de huy degisikligi.

Bizimki bir senedir ara ara ishal oluyordu, eskiden hic olmayan bir sey bizim icin. Ben yasina bagliyordum, bu Eylul ayinda 12'yi bitirecek.

O saglikli, koca, sisko kedimizin yerine son bir kac aydir tamamen zayiflamis minicik bir sey kaldi. Son bir ayda yarim kilo vermis, bir senede de neredeyse 3.

Ilaclar, kemoterapi ile bile en cok 2 senesi varmis, bu kanserin. Muhtemelen 1 ile 6 ay arasi dedi veteriner dun.

Karsisinda yigilip kalmamak, aglamamak icin kendimi nasil tuttum bilmiyorum.

Lutfen, iyi dileklerinizi bizden esirgemeyin.

Kanser olmasin. Sacmasapan bir tuy yumagi olsun yine, 1000 dolarlik bir tuy olsun, n'olur.